
4 Temmuz 1990. Torino’da Chris Waddle penaltıyı dışarıya gönderiyor, İngiltere Dünya Kupası’na veda ediyor. Saniyeler içinde milyonlarca İngiliz hüznünü bastırmak için mutfağa yöneliyor ve çaydanlığını fişe takıyor. Sonuç: İngiltere şebekesinin o güne dek gördüğü en büyük talep sıçraması, yaklaşık 2.800 MW, yani aynı anda devreye giren 1,1 milyon elektrikli kettle’a eşdeğer bir yük.
O gün yaşanan bu fenomen “Kettle Effect” (Türkçe’ye nasıl çevrilmeli bilemedim?) ya da “TV pickup” olarak biliniyor. Ve bu yaz, 2026 Dünya Kupası boyunca şebeke operatörleri yine alarmda olacak.
Kettle Effect Nedir?
Kettle Effect, milyonlarca insanın aynı anda, örneğin bir maçın devre arasında, bitiminde ya da popüler bir dizinin reklam molasında, elektrikli cihazlarını çalıştırmasıyla şebekede saniyeler içinde oluşan ani ve devasa talep zirvesidir. Tetikleyen asıl yük genellikle elektrifikasyonun yaygın olduğu ülkelerde elektrikli su ısıtıcıları yani kettle’lardır. Basit bir elektrikli rezistans olan bu cihazlar tek başına 2-3 kW’a kadar güç çekebilir, ama bunları milyonla çarptığınızda gigawatt mertebesinde bir ani yük artışı şebeke operatörünün önüne düşer.
Tabii bugüne kadar, özellikle enerji depolama ünitelerini konuşmadığımız dönemlerde santrallerin yük alma, devreye süresi bu fenomenin en önemli dar boğazı idi . Şebekede arz ve talep her saniye dengede olmak zorundadır. Birkaç dakika içinde gelen 1-2 GW’lık ani talebi karşılayamazsanız frekans düşer, en kötü senaryoda bölgesel kesintiler başlar, komple şebekenin kesilmesine, teknik tabiri ile “blackout” ‘a kadar giden bir süreç tetiklenmiş olur.
Bu olgu en çok İngiltere’de incelenmiştir, çünkü çay kültürü ile düşük seyreden akşam talebi en istenmeyen kesişimi bir araya getirir. National Grid’in (bugünkü adıyla NESO) kontrol odasında, bu tip ulusal etkinlikleri yakından izleyen bir Dengeleme Ekibi vardır. Görevleri, devre arası düdüğü çalmadan önce sıçramayı tahmin edip hızlı tepki veren kaynakları hazırda tutmaktır.
Bilinen kaynaklarda bu ani talep artışları aşağıdaki şekile kayıtlara geçmiş durumda1:
- 2.800 MW — 1990 Dünya Kupası yarı finali, İngiltere–Batı Almanya penaltıları (hâlâ tüm zamanların rekoru)
- 2.570 MW — 2002 Dünya Kupası çeyrek finali, İngiltere–Brezilya
- 2.340 MW — 2002 Dünya Kupası grup maçı, Nijerya–İngiltere
- ~1.600 MW — EURO 2020, İngiltere–Almanya maçının bitiminde görülen zirve (devre arasında ~1 GW)
2026 Dünya Kupası: Farklı Bir Tablo
2026 Dünya Kupası ABD, Meksika ve Kanada’da oynanmaya başladı, finali 19 Temmuz’da. Avrupa ve Türkiye için maçların büyük kısmı akşam, gece ve gece yarısı saatlerine denk geliyor.
Düşük seyreden gece yükü üzerine binen ani bir sıçrama, gündüz pik saatinde karşılanan bir sıçramadan çok daha zor yönetilebilir. Esnek kaynakların bir kısmının devrede olmadığı gece saatlerinde gelen 1 GW+ üzerindeki bir talep, frekans kontrolü açısından çok daha agresif ve kritik bir müdahale gerektirir.
Türkiye Penceresi
Türkiye’de turnuvanın tüm yayın hakları TRT’de; maçlar TRT 1, TRT Spor ve Tabii üzerinden ücretsiz erişilebiliyor, bu, izleyicinin tek bir anda toplanmasını kolaylaştıran bir faktör, daha önce de görülmüş ki bu tip ulusal etkinliklerde yayın ne kadar yaygın ve eşzamanlıysa, kettle effect o kadar keskin oluyor.
Türkiye Millî Takımı’nın maçları, özellikle ileri turlara kalınması hâlinde, ülke genelinde eşzamanlı talep sıçramalarının en güçlü tetikleyicisi olacaktır. Ancak Türkiye’nin yük profili İngiltere’den farklıdır: bizde tetikleyici cihaz sanırım kültürel farklılıklardan ötürü “kettle” değil, daha çok klima, aydınlatma ve buzdolabı vs kombinasyonu olacaktır, ayrıca sıcak yaz sabahları klimaların demaraj akımları da kayda değer bir yük oluşturabilir. Gece yarısı oynanacak bir maçın hemen öncesinde yada devre arasında devreye girecek talep, TEİAŞ’ için dikkate değer olacaktır.
Asıl Mesele Talep Patlaması Değil Esneklik: Yaşasın Depolamalı Santraller
Aslında bu etkiyi biz şebekemizde artan yenilenebilir enerji kaynaklarını dengelemek için bir süredir zaten tecrübe ediyoruz. Belki talep tarafında değil, ama arz tarafında. Rüzgâr ve güneşin enerji arzında payı arttıkça benzer etkiyi görme şansımız da artıyor. Bir maçın devre arası talebi nasıl birkaç dakikada 1 GW sıçrıyorsa, bir bulut kütlesi geçtiğinde ya da rüzgâr kesildiğinde arz da aynı hızla düşebiliyor. Her iki durumda da çözüm aynı: hızlı tepki veren, saniyeler içinde devreye girip çıkabilen kapasite.
Bunu sağlayan bataryalı enerji depolama sistemleri milisaniyeler içinde devreye girebilir, frekans kontrolünde bugün en değerli araç olarak öne çıkıyor. İngiltere’nin de “TV pickup” ‘ları artık giderek daha fazla batarya ile karşılanıyor.
Bir penaltının ardından devreye giren milyonlarca çaydanlık, aslında bize esnek kapasitenin neden bir lüks değil, bir zorunluluk olduğunu hatırlatıyor. Şebekeyi ayakta tutan şey, kurulu gücün büyüklüğü kadar o gücün ne kadar hızlı devreye girebildiğidir.
2026 Dünya Kupası boyunca milyonlarca insan bir golü kutlarken ya da bir mağlubiyetin acısını kettle’a bastırırken, perde arkasında şebeke operatörleri ve onların depolama tesisleri dengeyi koruyacak.

1: Referanslar:
“TV pickup”, Wikipedia. https://en.wikipedia.org/wiki/TV_pickup
Drax, “7 of the biggest TV moments in UK electricity history”. https://www.drax.com/power-generation/9-of-the-biggest-tv-moments-in-uk-electricity-history/
Engineering & Technology (IET), “National Grid anticipates major power surges during England’s World Cup matches”, 10 Haziran 2026. https://eandt.theiet.org/2026/06/10/national-grid-anticipates-major-power-surges-during-england-s-world-cup-matches
National Energy System Operator (NESO), “EURO 2020 and the TV ‘pick-up’ effect”. https://www.neso.energy/news/euro-2020-and-tv-pick-effect




Yorum bırakın